Şartlanmak Aslında Körlüktür
11/04/2009

Hep söylenir, bakmak başka, görmek başkadır. Ama görmenin de inanca göre değiştiği konusu az işlenir.


Örnekler verelim;


* Dünya olaylarına bakış inanca göre olduğundan, dünyanın bir kısmı Amerika ve yandaşlarının katil olduğunu hâlâ göremez.


* İnancında domuz eti haram olan, domuz etine bakarken midesi bulanır, inancında domuz eti yemek olan kişinin de iştahını açar.


* Şartlanmış inanç sahibi, düşman olan inançtaki insana baktığı zaman onun suratını maymuna benzetir, o kişiyi sevense aynı yüzü çok güzel görür.


* Bir şahsa, falanca kişi senin aleyhinde konuştu, dense, kişi buna inanmışsa, o kişiyi gördüğünde suratının eğildiğini ya da çok çirkinleşmiş olduğunu görür.


* Bir kişi, okuduğu kitabın yazarından nefret ediyorsa, onun en güzel kelimelerini bile yanlış olduğunu zanneder ve öyle de görür. 


* Birileri bir yazarın, şöhret peşinde olduğuna inanırsa, ona yapılan saldırıları haklı görür. Savunması bir tarafa, bir de o “Hakaret eden haklı” diyebilir. Çünkü nasıl görüyorsa öyle yorumluyor.


* Kalbinde aşk ile sevdiği biri olan genç kız veya erkeğe dünya güzelini gösterseler, sevdiğinin en güzel olduğuna inanır, kimseyi gözü görmez.


* İnancında, kendisinden olmayanı öldürmek varsa, o kişi silah icat edenleri kurtarıcı gibi görür.


İnancında boğaya ok saplamak var, vicdanı sızlamıyor ve o kanlar içinde kalan zavallı hayvanın, can acısından olan arenadaki sıçrayışlarını zevkle seyrediyor ya da izliyor. Fakat aynı kişinin gözü önünde bir köpeğe topluiğne batırılsa, “Ayy, hayvancağıza yazııık” diyebiliyor. İnancı, boğanın da bir canlı olduğunu görmeyi engelliyor.


Özetle,


İnsanlar inandıkları gibi görürler.


Bir insanın ne olduğuna inanırsa, onda o olduğuna dair onlarca delil bulur.


Gözler, inançları doğrultusunda görür. Asıl gören beyin olduğundan, gözler sadece araç olmaktadır.