Vicdan Azabı
Telefonda titrek sesli bir kadın; "Vicdan azabı çekiyorum, ne olur beni dinleyin ve yazın.
12/04/2009

Belki ona bir söyleyen olur da, onu aradığımı duyar" diyordu bize.


Öylesine içten, öylesine hüzünlü insanı kim reddedebilirdi ki. “Peki o halde anlatın" dedik kardeşimize ve muhatabımız daha ilk cümlesinde başladı ağlamaya. Ağlayabilmek, iki şeyin delilidir. Biri insanlık, biri tam bitmemişliktir. Onu saygıyla dinledik. Gerçekten vicdan azabı çekecek kadar vahimdi konusu.


Almanya’da doğmuş ve orada büyümüş… Annesi bir Türk’le evlenmiş… O bu evliliği hiç istememiş… annesine yakıştıramamış ikinci kez evlenmeyi. Halbuki annesi daha önce nikahsız yaşamış bir erkekle o zaman hiç kırılmamış annesine, fakat nikahlanınca durum değişmiş.


Annesinin evlendiği şahsın adı İzzet Yıldırım’mış. Bursa’lıymış bu şahıs. Çok da iyi insanmış. Annesine iyi davrandığı gibi kızına da iyi davranıyormuş. Adam, inançlıymış inancını yaşayamıyormuş ama fıtraten çok temiz kalpliymiş…


İki yıl aynı evde yaşamışlar. Annesinin tek çocuğu olan Selin her geçen yıl daha kötü karakterli olmaya başlamış.


Bir gece çığlıklarla annesinin yatak odası kapısında bitivermiş. Çığlık çığlığa, "Anne! Kocan bana tecavüze yeltendi. Ben bağırınca kaçtı, yanına geldi" demiş.


Adamcağız şok halinde, "Hanım bu kız galiba rüya gördü. Öyle namussuzluk olur mu?" demiş.


Demiş demesine, ama hanımı ikna olmamış. "Evimden defol" diye gece yarısı zavallı İzzet Bey’i sokağa atmış.


Selin hayatından memnun olarak dönmüş yatağına. Aradan yıllar geçmiş.


Selin evlenmiş.


Aradan yıllar geçmiş Selin kocasından ayrılmış.


Aradan yıllar (on yıl) geçmiş.


Selin ikinci kez evlenmiş.


Evlendiği şahsın bir oğlu varmış. Selin’i hiç sevmemiş. Babasına "Babacığım, senin karının gözü bende" derken duymuş ve o anda İzzet Bey’e yaptığı iftirayı hatırlamış.


Kocası oğluna inanmamış. "Öyle olsaydı sen onunla evlenmemi isterdin" demiş. (Nasıl mantıksa)


Yine aradan yıllar geçmiş.


Selin’in çocukları büyümüş. Bu arada vicdan azabı da.


Bir arkadaşı bizim telefonumuzu vermiş "Dergisi var yazarsa İzzet Bey’i bulursun" demiş.


"Nasıl yaptım nasıl? İnanın aklım almıyor. Ve feci şekilde bedel ödedim. Ne olur onu bana bulun. Şimdi Türkiye’deymiş. Yemin ediyorum ayaklarını öpeceğim. Yeter ki beni affetsin. Durumu anneme itiraf ettim. Annem, itirafımdan bir yıl sonra öldü. İnanın annemin ölümünden çok İzzet ağabeye yaptığım kötülüğün acısını çekiyorum.


Ne olur, beni yazın. Belki sesimi duyar.


         Umutsuz Olmayın



  • Haram işledinizse tevbeniz güçlü olsun.

  • Hayattan yıldınızsa,kendiniz duallar canlandırın.

  • Programlı çalışın

  • Kendinize yılgınlık geçirecek zaman vermeyin

  • İş yapmayanlar laf yapmakta mahirdirler onları dinleyip umudunuzu yitirmeyin