DERGİ DUYURULAR

DERGİ KATEGORİLER

 

DERGİ ÜYELİK

Kullanıcı Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum
 

DERGİ ARŞİV

Mart-Nisan-Mayıs
 

Dünya Tarihine Geçmesi Gereken Heykeli Dikilecek Bir Koca.


30 Yıldır Felçli Karısına Bakıyor
12/04/2009 - 01:50

Aslında bin sayfalık bir romanlık hayat bu. Roman yazarlarının dikkatine sunuyoruz.

İnanması güç, nesli tükenmiş, dünya tarihine geçmesi gereken bir erkek.

Felçli kocasına bakan kadınları hep duyarız fakat bu kadar uzun yıllar karısına baktığı halde, hiç surat asmayanını duymamıştık.

“Böyle bir koca var.” dendiğinde kulaklarımıza inanamadık. Eğer bu haber doğruysa, onunla ropörtaj yapmak için değil bin km.lik yolu katetmek, dünyanın bir ucuna bile gidilir.

Hasret kalmışız insanlığa...

Hasret kalmışız hasta karısına merhamet eden erkek görmeye...

Yeni bir sayfa açmayı planladığımız Özel Mektup’ta böyle bir örnek bulunsun diye kalktık, Recep Beyle beraber taa Giresun’a gittik. Halbuki bir ay önce oradaydık fakat bu örnek şahsiyet için değerdi ve değdi.

Evine gittiğimizde, gözlerimize inanamadık. Karşımızda yatan, acılar içinde inleyen, kemik yığını bir kadın vardı. Her tarafı eğilmiş bükülmüş... Dili söylemez olmuş... Gözlerinin feri solmuş... Nefes alışı bile kendisine çile olmuş... Ölümü özler olmuş bir kadın...

İki oğlu varmış, İstanbul’ dalarmış. Fındıktan fındığa geliyorlarmış. Daha önce bakımevine yatacaklarında oğulları karşı çıkmış. “Bizi rezil mi edeceksin baba, al annemi biz size bakarız.” demişler. Yaşlı anne baba gitmişler İstanbul’a. Biraz kalmışlar oğullarının yanında, özellikle küçük gelin olan Gönül Hanım onlara çok candan bakmış, fakat hasta kadın herhalde oğlullarının candan ilgisini beklemiş, ya da ilgi ona yeterli olmamış.

Tutturmuş kocasına, “Beni köye götür.” diye. Adamcağız, “Mecburen geldik, ama benim de bakacak takatim kalmadı.” diyor ve eşinden gizlice ağlıyor yorgun adam.

 

 

KÖYE DOĞRU YOL ALDIK

 

Yanıma Gülsüm’ü aldım doğruca Piraziz’in Narlık köyüne doğru yol aldık. Yol boyu Gülsüm’e soruyorum, duyduklarım doğru olabilir mi diye.

Gülsüm, akrabası oluyor. Fakat o da ayrı bir roman konusu. Aileden beş ferdini aynı kazada kaybeden yaralı biri. Kendisinin ilgilenemediğinden muzdarip.

“O adam gibi adam hiç duyulmamış, görülmemiş.” diye anlatıyor.

Yüksek bir yerde evi görüyoruz. Arabamızı park edip eve doğru giderken çağların kahramanı Ali Katırcıoğlu bizi kapıda karşılıyor. Kimiz, nereden gelmişiz bilmiyor ama evine doğru birileri geliyor ya, medeni tavrını sergiliyor. İçeri davet ediliyoruz. Karanlık ve küçük bir oda. Yıllardır yıkanmamış görünümünde, kayış gibi olmuş üstbaş ve yatak yorganıyla kemik yığını bir insan, bir acıların kadını sıfatının bile hafif kaldığı canlı bir insan yatmakta.

Hayretler içinde “Bu ne hâl?” diyoruz, boş bulunup “Bu kadına kimse bakmıyor mu?” “Ben bakıyorum.” diyor Ali ağabey mahcup bir ses tonuyla, “Ama bakamıyorum işte. Ancak bu kadar bakabiliyorum.”

Evine birilerinin geldiğini gören Günay Hanım yalvarırcasına bakıyor bize. Bir şeyler işaret ediyor, iniliyor, ama biz anlayamıyoruz, kocası anlıyor, onu sağdan sola çeviriyor. Günay hep feryat ediyor inilti halinde.

Yürekler parçalanıyor.

Ayakları üzerinde duramıyor Günay. “Bir zamanlar çam yarması gibi kadındı.” deniyor onun için. Ama düşmez kalkmaz bir Allah. Kimin ne olacağı bilinmiyor. Peygamber bile “kurtlandı” denilecek kadar yara bere içinde yattı yıllarca.

Bir ara ayağındaki tırnağa takılıyor gözlerimiz. Tırnağının biri üç dört santim kadar uzamış ve yırtılmış. “Neden kesilmedi?” diyecek oluyoruz Ali Bey kesiyor sözümüzü. “Kesemedim bacım, gücüm yetmedi, onu ancak doktor keser.”

Şok halinde Ali Beye soruyoruz:

Ali Bey kaç yıldır eşinize bakıyorsunuz?

Otuz yıl oldu.

Bazen bıktığınız, “Şunu başımdan atsam” dediğiniz oluyor mu?

“Öyle şeyler olur mu! Yoruluyorum tabi. Çok zor. Kucağımda helaya götürüyorum. Yemeğini yapıp yediriyorum ama yiyemiyor. Boğazından geçmiyor. Bazen altını kirletiyor. Zor tabi, yoruluyorum, ama hiçbir zaman ‘Şunu başımdan atsam.’ demedim, demem de.”

“Onu bırak, evlen.” diyen oldu mu?

“Olmaz olur mu? Ama ben, ‘Asla’ dedim.”

Hiç mi düşünmediniz?

“İnan bacım, Allah’ın kuluysan inan hiç düşünmedim. Vaktiyle o böyle değildi. Çok güzel idi. Ona aşık oldum kaçırdım. Beni  sevdi,  bana güvendi. Onu kime bırakırım, nereye bırakırım? O bensiz hepten üzülür ya. Sonra, evleneceğim o kadının hastalanmayacağına kim kefil olabilir. Hastalanmasa bile bu ne olacaktı? Günay acı çekerken ben başka kadınlarla nasıl mutlu olurum? Hepimiz ahirete gideceğiz. Allah’a ne derük.”

“Sen heykeli dikilecek bir koca, bir insan, bir erkeksin gerçekten. İnsan, sizin gibileri filimlerde olur sanıyor.”

Bu sözümüze sesini çıkarmıyor...

Akli dengesinin hâlâ yerinde olması bizi sevindiriyor fakat ruhsal yönden depresyon belli ki kapıda.

Konuşma arasında göğüs kısmını gösterip “Şurama daral geliyor, bazen ayakta zor duruyorum.” diyor.

Görüntüler her şeyi söyleyince söze gerek kalmıyor.

Sizlere göstermek için sisli havada fotoğraf alıyoruz, siz de bu örnek insanı misafirlerinize okuyun, tanıtın diye.

Ayağı var koşamıyor... Dili var konuşamıyor... Elleri var yazamıyor... Dostları, akrabaları var sorulmuyor.

Kocasından başka hiç kimse tutmuyor elinden.

Allah şanı yüce her kadının kocasını, her kocanın karısını böyle sadık eylesin, diyerek onlara veda ettik.

                                  * * *

 

Hüzün ve insanlık ayıbının sergilendiği evden ayrıldık. İnsanlık ayıbı, çünkü aynı köyden akrabaları sırayla haftada bir gün gelip bu hanımı yıkar temizler gidebilirlerdi.

Sonra düşündük, bir çözüm üretmeliydik. İnsana yakışan ah-vah değil çözüm üretmektir.

Hemen valiliği aradık. Onlar da Piraziz kaymakamlığına talimat vermişler. İki saat sonra bu hasta kadın hastahaneye kaldırıldı. Zaten daha öncesi kaymakamlık gıda yardımı yapıyormuş.

Bir de bakımevine yatıracakları sözünü verdiler. Hangi bakımevine yatırılırsa yatırılsın bizi bilgilendireceklerini söylediler. Kendilerine minnet ve şükranlarımızı ilettik, sevinç gözyaşları dökerek.

Daha sonra onu devlet hastahanesinde ziyaret ettik. Üstbaş alıp yatağına koyduk. Yıkanması için ricalarımızı bildirdik ve huzur içinde İstanbul’a doğru yol aldık.

 

Not: Bu haberi bize bildiren Hacer Kahramanoğlu’na teşekkür ediyoruz.

 

Ali, Katırcıoğlunu Yılın Adamı Seçiyoruz.

Hakettiğine inaniyorsanız bize mektup yazın ve onayladığınızı bildirin.

Adres: Mektup Dergisi

Daruşşafaka Cad. Aksarıklı Sokak No:4/A Fatih İstanbul

 

Lütfen bir mektubu esirgemeyin.Bugün birileri için kımıldayın,hiç olmazsa birisi için bir mektup yazın ki,siz yaşlanınca birileri de sizin için bir mektup yazabilsin,biraz kımıldasın.Geleceğe gelmiş gün içinde birşeyler gönderilirse gelecekte o şeyler önümüze gelir.

 

 

DİĞER HABERLER

Eşcinseller Nasıl Kurtulur
Bütün aşırılıklar, bütün istenmeyen günaha ait problemler, güçlü bir iman ile düzelir.
Dünya Tarihine Geçmesi Gereken Heykeli Dikilecek Bir Koca.
30 Yıldır Felçli Karısına Bakıyor
Arıcılık Ölüyor mu?
Amerika’da, son yıllarda arıların göç ettiği, Türkiye’de ise hastalandığı bilinen gerçek
Hiç Olmazsa Yaz Tatilinde Köyümüze Gidelim.
Tarla ürünlerini tarlada görmek ne güzel bir duygu veriyor insana.
Büyük Günah Olduğuna İnanan Bazı Eşcinsellerin Feryadı KURTULMAK İSTİYORUZ
Gidenler, geri gelmek istemezlerse gittiler, bari kucağımızdaki çocuğu korumak için nelerin bir çocu
Vicdan Azabı
Telefonda titrek sesli bir kadın; "Vicdan azabı çekiyorum, ne olur beni dinleyin ve yazın.
Ses Sanatçısı Ceren: Şarkıcılığı Bırakacağım
Henüz 26 yaşında. Sahne adı Ceren. Gecede üç sahne alıyor.
Yurt Dışında Olanlara
Erbakan ve Devrim Arabaları
Her başarı cezalandırılır diyen Devrim Arabaları filmi, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a başarı cezası
Telefonunu Açmayanlara
Telefonunuzu neden açmıyorsunuz?

Cep telefonunuzun numarasını verdiniz, çok incesiniz
T.C.Kanunlarını Hazırlayanlara Soruyoruz,Şunlar Yasak Olamaz
1. Psikopat Mahkumlar Serbest Bırakılmasın
Birgün Af Çıkarsa (ki, çıkacak) Cinayet İşleyen, I
Şartlanmak Aslında Körlüktür
Müslüman Haram İşleyince Kimyası Bozuluyor
Belki inanması zor, ama bu bir gerçek.
İnsan, güçlü imana sahipse, bir kişiyse de çoğuldur. İ

n

 
 

MEKTUP DERGİSİ
© 2009 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
info@mektupdergisi.com |  abone@mektupdergisi.com